ERTE-LE-ME
Kendimden doğru ertelemeyi anlatmak istiyorum. Bu yazıyı bile o kadar erteledim ki şu an ben bile yazmaya başladığıma inanamıyorum. Hayatımın bir çok evresinde “kızım erteleme!” dedim kendime ; ama yine kendimi her seferinde ertelerken buldum. Oturup düşündüm üzerine tembel miyim? Yapamayacığım ile ilgili bir kaygım mı var? Bundan haz mı duyuyorum? İstemediğim bir şey mi? Motivasyonum mu yok? Sorumsuz muyum? Bu iş çok karmaşık ve ya zor mu görünüyor? Bu işi kafamda fazla mı büyütüyorum? Bütün bu sorulara cevabım hayır oldu. Bir görev üstlendiğim andan itibaren kafamda her an onu tasarlamaya başlıyorum ve zihinsel hazırlığımı yapıyorum. Bugüne kadar hiçbir şeyin son tarihini kaçırmadım. Çok utanırım, rezil olacağımı düşünürüm. Yapamayacağım bir şeyin sorumluluğunu zaten hiç almam, hemen yapamayacağımı bildiririm. Motivasyonun ilham gibi gelmeyeceğini meslek icabı farkındayım. İşe başlayıp başardıkça motivasyonum artacak. Başka şeylerle ilgilenmek o an daha keyifli geliyor. O zaman ben neden kaçıyorum? Bu tam da ertelemenin tanımında gizlenmiş. Kişinin yapmak istediği ya da yapması gereken bir işi rahatsız edici duygulardan kaçınmak için geciktirmesi tanımı bana nedenini bulmamda yardımcı oldu. Kaçınıyorum ben. Sıkılmaktan kaçınıyorum. Ertelediğim için pişmanlık duyuyorum; ama yine de her seferinde sıkılmaktan kaçınıyorum. Her geciktirme bir problem değildir. Hayatımı, işimi, sorumluluklarımı yürütmeme engel olmadı hiçbir zaman; ama yine de neden her insan gibi sen de programlı olmuyorsun diye yükleniyorum kendime. Son teslim tarihi yaklaşınca ancak kendimi baskı altında hissedip eyleme geçiyorum. Erteleme döngüsünü kırmak için herkes kendine neden ertelediğini sormalı, şu an hangi duygudan kaçtığını. Bunu bir problem olarak görüyorsa ve erteleme döngüsünü kırmak istiyorsa da eyleme geçmeli. Bunu ancak mükemmel yaparsam değerli olurum gibi bir düşüncesi varsa eğer, bu düşünceyi terk etmeli; çünkü mükemmel diye bir şey yoktur. Her zaman insan daha iyisini yapabilir. Motivasyonun gelmesi beklenmez, bekliyorsanız eğer daha çok beklersiniz. Siz de erteleyenlerdenseniz bilirsiniz ki masanın başına oturduğunuz zaman gerisi gelir. Tembel değilsiniz; sadece doğru zamanda başlamayı bilmiyorsunuzdur. Bazen de bir hadileyiciye ihtiyaç duyuyor olabilirsiniz. Sürekli bir ebeveyn gibi size hadi diyecek birilerine ihtiyaç duymak çocukluk çağına özgü bir durumdur. Kendi kendinizin hadileyicisi olmayı öğrenmelisiniz. Kolay gelsin. Ertelediğiniz ne varsa motivasyon beklemeden oturabilirsiniz işinizin başına.